Kayıtlar

En çok okunan yayın

Atatürk'ün Fransız Büyükelçiye Tarihi Ayarı: Askeri üniforma ile Türk kahvesi

Resim
Cumhuriyet henüz gençtir ama karşısındaki dünya eskidir. Alışkanlıkları, kibri ve eski düzenin devam ettiği böyle bir dönemde, Fransa’nın Türkiye üzerindeki hesapları hâlâ tam kapanmamıştır. Özellikle Hatay meselesi üzerinden, Ankara’nın nabzını yoklamak isteyen, şeytana pabucunu ters giydirecek tarzda planlar vardır. Bu yoklama öyle masum bir ziyaret değildir... Arka planında toprak talebi, en azından Türkiye’nin iradesini test etme niyeti vuku bulunur. Bu niyetle, Fransız Büyükelçisi Atatürk'ün Yaverine Çankaya’ya gelmek istediğini bildirir. Görüşmenin tonu daha baştan beri bellidir. Büyükelçi, diplomatik nezaketten çok üstten bir özgüvenle hareket eder.  Atatürk’ün sivil kıyafetle kabul edeceği, masada “ sadece konuşarak” bir şeyler koparılabileceği düşünülmektedir. Ziyaret başlar, sohbet oldukça ilerler;  Fransız büyükelçi bir noktada kahve ister. Bu, diplomatik görüşmelerde sıradan bir istektir ama burada bir zaman kazanma, bir psikolojik üstünlük kurma hamlesi vardır. Du...

Bir Milletin Kurtuluşu'nun Duası: Zübeyde Annemiz Anısına🇹🇷

Resim
Zübeyde Annemiz, yüreği vatan toprağı kadar büyük bir Anadolu kadınıydı. O, Mustafa’sını sadece bir evlat olarak değil, bir umut olarak yetiştirdi..  Daha küçük yaşlardan itibaren onun farklı olduğunu hissetti. Gözlerindeki kararlılığı gördü.  Kalbi her zaman oğlunun peşinden cephelere gitti. Savaş haberleri geldiğinde geceleri uykusuz kaldı. Ama korkusunu kimseye belli etmedi. Çünkü biricik oğlu Mustafasına yürekten güveniyordu. Onun her zaman millet için doğru yolu seçeceğini biliyordu. Her cepheye gidişinde ardından dualar gönderdi.  Ellerini açıp gözyaşlarını sakladı. “Allah’ım, onu koru” diye semaya fısıldadı. Oğlunun canını Önce Allah'a sonra vatanına emanet etti. Acılarını hep içine attı, metanetle ayakta durdu. O çok güçlü bir Anadolu kadınıydı.  Bir anne olarak evladını özledi. Bir Türk kadını olarak milletiyle gurur duydu. Biricik oğlu'nun başarıları onun kalbine hem sevinç hem gurur getirdi.  Çünkü her zaferde bir parça hasret vardı. Zübeyde Anne, ina...

Türkiye'nin Sahibi Başbuğ Atatürk'ün Hatıraları'nın kaldırılmaya çalışılması hakkında! (mutlaka okuyun)

Resim
Atatürk’ün hatıralarını kaldırmaya çalışanlar ve izlerini silmeye uğraşanlar bu ülkenin yönetimiyle kavga edenlerdir. Bu yapılanlar basit bir mesele değil, kendi içlerinde kişisel bir hesaplaşmadır. Biz buna sessiz kalmayız, kalmayacağız. Atatürk bu ülkenin geleceğinin garantisi konumundadır ve bu gerçeği kimse görmezden gelemez. Onu hedef alan herkes, Türk'ün kudretini ve asil kanını hedef almaktadır. Cumhuriyet’in kurucusunu yok sayarak yeni bir gelecek kuracağını zannedenler o zannın altında ezilirler. Tarihi inkâr ederek ilerleme olmaz. Atatürk’ün adını silmeye çalışanlar, aslında bu asil Türk milleti'nin hafızasını silmek istiyor. Çünkü hafızasız bir toplum daha kolay yönetilir. Biz bunun farkındayız. Başbuğ Atatürk'ün dediği gibi: "Geçmişini bilmeyen milletler, tutsak olmaya ve yok olmaya mahkum olurlar."  Bugün Atatürk’e saldıranlar yarın Cumhuriyet’e saldıracaktır. Bugün heykelleri hedef alanlar yarın hakları hedef alacaktır. Bunun başka bir izahati katiyy...

Atatürk'e verilen Mustafa ismi: Atatürk'ün günlerce gözyaşı döktüğü o olay..

Resim
Atatürk'e BABA olmayı öğreten adam: Ali Rıza  Efendi Atatürk, bilinenin aksine Selanik'li değil.  Aslen Konya Karamanlıdır. Babası Ali Rıza Efendi'nin soyu Konya Karaman'a dayanmakla birlikte, Selaniğe yerleştirilen Yörük Türklerdenlerdir.  Babası Ali Rıza Efendi, 1839 yılında Selanik'te doğdu. Babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi, annesi ise Ayşe Hanım'dır. Ailenin Hatice, Nimeti, Ali Rıza ve Mustafa adlı dört çocuğundan birisidir. Kardeşi Mustafa, bebekken beşikten düşerek hayatını kaybetmiş ve Ali Rıza Efendi kendi oğluna "Mustafa" ismini, kardeşi Mustafa'nın anısını yaşatmak üzere vermiştir. Ali Rıza Efendi'nin hayatı acılarla ve zorluklarla geçmiştir. Giriştiği birçok iş başarısız olmuş, ailesini geçindirmek için yapmadığı iş kalmamıştır. En son çare Ticaret yapmak için Tuz satmaya başlamış, ancak satışlar iyi gitmeyip tuzlar depoda eriyince bu işi de bırakmak zorunda kalmıştır.   Ticari hayatındaki başarsızlıklar nedeniyle büyük bir moral çökü...

"Ben cephelerde ölümle yüz yüze geldim ama Menemen’de yaşanan olay kadar içimi yakan bir şey görmedim"

Resim
Bir öğretmeni, bir subayı, bu vatanın evladını sokak ortasında boğazladılar. O an anladım ki düşman bazen sınırdan değil, içeriden gelir. Kubilay benim askerimdi ama ondan önce benim evladımdı. Onun başına vurulan bıçak, aslında Cumhuriyet’e ve bana savrulmuştu. Öfkeliydim, evet. Ama öfkem intikam değil, adalet istiyordu. Bu topraklar keyfi cezalarla değil, hukukla korunacaktı. Sadece Menemen’i değil ihaneti de yakmalıydık.  O yüzden kanunsuzluğa asla izin vermedim. Sıkıyönetim ilan ettirdim, çünkü devlet uyursa bilin ki Cumhuriyet ölürdü. Suçlular yargılandı, saklanacak yerleri kalmadı. Yurdun dört bir yanına haber saldım, o suçlular millet meydanında ibret-i alem sallandırılacaktı. Kimseye şahsi kinle değil, millet adına hesap sordum. Çünkü Kubilay geri gelmeyecekti ama bu düzen devam edecekti. İsyanın cezasız kalması, binlerce Kubilay’ın mezarı olurdu. Benim öfkem bağırmadı, yakmadı, yağmalamadı. Benim öfkem karar verdi. Mahkemeler kuruldu, deliller konuştu. İhanet edenler, mil...

Hayvan Haklarına Uyuluyor Mu?

Resim
 Hayvanların muhafazası, birçok ülkenin anayasasında ve yasalarında kesin bir zorunluluk olarak belirtilmiş olsa da, günümüzde ne yazık ki bu yasalar sıklıkla çiğnenmekte ve göz ardı edilmektedir. İnsanlığın sorumluluğu, sadece kendi türünü değil, aynı zamanda dünyadaki diğer canlıları da korumak olmalıdır. Her canlının yaşam hakkı vardır; bu dünya sadece insanlar için var olmamıştır. İnsanlara bahşedilen akıl, bilinç ve farkındalık, hayvanları da korumamızı, onlara saygı göstermemizi gerektirir. Hayvan sevgisi, aslında insan sevgisinin temel taşlarından biridir. Bu bilince vardığımızda gerçek sevgiyi yakalayabiliriz. Hayvanların Duyguları ve Bilinci Bilimsel araştırmalar, hayvanların da karmaşık duygulara ve bilinç düzeyine sahip olduğunu göstermektedir. Örneğin, memeliler ve kuşlar gibi birçok hayvan türü, korku, sevinç, üzüntü, empati ve hatta yas tutma gibi duyguları deneyimleyebilmektedir. Son yıllarda yapılan nörobilim ve davranış araştırmaları, hayvanların acıyı hissetme ve ...

Bir Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır: VEFA

Resim
​ Mustafa Kemal Atatürk, Türk kültürünün her unsuruna olduğu gibi Türk kahvesine de ayrı bir değer vermiştir. Sofrasında ve sohbetlerinde Türk kahvesi, düşüncenin ve muhabbetin tamamlayıcısı olmuştur. Atatürk, kahvenin sadece bir içecek değil, bir kültür olduğunu sıkça vurgulamıştır. Türk kahvesi; sabrın, özenin ve inceliğin fincana dökülmüş hâlidir. Köpüğüyle, kokusuyla ve sunumuyla dünyada eşi benzeri olmayan bir gelenektir. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü, Türk milletinin vefasını yansıtır. Yüzyıllardır misafirperverliğin simgesi olarak ikram edilir.   Dostluklar kahveyle başlar, sohbetler kahveyle derinleşerek bütünleşir.  Türk kahvesi, telvesiyle birlikte içilen tek kahvedir.  Bu yönüyle sindirimi destekler ve bağırsak hareketlerini artırır.  Zihni açar, dikkati ve odaklanmayı güçlendirir. Yorgunluğu azaltarak bedene canlılık verir. Antioksidan bakımından zengindir ve hücreleri korur.   Şekersiz içildiğinde metabolizmayı hızlandırır. ...

Sarıkamış Harekâtı: Karla Örtülen Fedakârlık, Donarak Yazılan Tarih

Resim
​ Sarıkamış Harekâtı, Türk tarihinin en acı sayfalarından biridir. Bu harekât, yalnızca bir askerî başarısızlık değil! Yokluklar içinde kurulmuş memleketin, bir milletin iradesinin, vatan sevgisinin ve çaresizliğin aynı potada olduğu  üzücü bir kahramanlı ğıdır.  1914 yılının son günlerinde, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nın en sert cephelerinden birine adım attı. Doğu Anadolu’nun sarp dağları, yalnızca düşmanla değil; açlıkla, soğukla ve imkânsızlıklarla da savaşılacak bir cehenneme dönüştü. Harekâtın amacı, Rus ordusunu Sarıkamış’ta kuşatarak Doğu Anadolu’daki baskıyı kırmaktı.  Bu plan, dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa tarafından hazırlanmıştı. Kâğıt üzerinde parlak görünen bu plan, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyordu. Çünkü haritalarda olmayan bir düşman vardı: “KARA KIŞ” Aralık 1914’te cephedeki sıcaklık,  eksi 30 derecenin altına kadar düştü. Askerlerin çoğunun ayağında doğru dürüst bir postal bile yoktu. Üzerlerindeki ince kaputlar, tipiye ve a...

Atatürk, Başbakanlık sistemini neden reddetti?

Resim
Atatürk Başbakanlık sistemini 1930 senesinde reddetti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, 95 yıl önce, ülkede başkanlığı öngören “Amerikan sistemini uygulamayı” hiç aklına getirmediğini vurgulayıp “Sistemsiz ve yasaya aykırı biçimde Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirmeyi asla düşünmedim” demiştir. Hasan Safa Tekeli / İstanbul Türkiye’de, 14 Mayıs 2023 Pazar günü, çok önemli bir seçime tanıklık edilecek. Bu seçimlerde seçmen, bir bakıma parlamenter sisteme dönüş ile cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin devamına ilişkin bir irade beyanında da bulunacak. Bu doğrultuda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün görüşleri ayrı bir değer kazanıyor. Bu konuda, Atatürk’ün görüşlerini açıklığa kavuşturmak da önem taşıyor. Millî Mücadele’yi örgütleyen, Erzurum ve Sivas kongrelerinde başkanlığa seçilen, Ankara’da Heyeti Temsiliye’ye başkanlık eden, Meclis açıldığında ilk başkanı seçilen, milleti arkasına alıp Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, Cumhuriyet’in ilan edilm...

"Paşam… Sizin gençliğiniz çok yakışıklıymış derlerdi. Şimdi pek öyle görünmüyorsunuz…"

Resim
"Paşam… Sizin gençliğiniz çok yakışıklıymış derlerdi. Şimdi pek öyle görünmüyorsunuz…" Bir gün Atatürk, yurt gezilerinden birinde kalabalığın arasında bir adam O’na dikkatle bakar. Atatürk cephe yıllarının yorgunluğu yüzünden oldukça zayıf, soluk ve bitkin görünmektedir. adam, şaşkınlıkla şöyle der: “Paşam… Sizin gençliğiniz çok yakışıklıymış derlerdi. Şimdi pek öyle görünmüyorsunuz…” Atatürk gülümser, hiç alınmaz ve tarihe geçecek olan şu cevabı verir: “Evlâdım, ben gençliğimi vatanı kurtarmak için harcadım.  Yakışıklılığımı da savaşlarda bıraktım.” Bu cevap karşısında meydanda bulunan  kalabalık duygulanır, Atatürk’ün bu sözünden etkilenen insanlar yaşlı gözlerle onu alkışlamaya başlar.  ZAMANIN ÖTESİNDE BİR MÜKEMMELİYET Başbuğ Atatürk’ün yakışıklılığı sadece fiziksel bir nitelikten ibaret değildir. Onu asıl benzersiz kılan, ruhunda taşıdığı olağanüstü anlayışıdır. Saçından adımlarına, giydiği üniformadan sivil kıyafetlerindeki sadeliğe kadar her ayrıntıda ileri görüşlü...

Yeni Anayasa Tartışmaları: Türkiye Nereye Gidiyor?

Resim
Anayasa tartışmaları hız kesmeden devam ederken güncel gelişmelere şöyle bir göz atalım.  Bu soruya yanıt verebilmemiz için sadece yaşanan darbe girişimini ya da yürütme erkine yapılan anayasal dokunuşları değil, aynı zamanda toplumun genel hukuk algısını ve adalet duygusunu da dikkate almak gerekiyor. Bugün insanlar sadece temel haklarının korunmasını değil, aynı zamanda bu haklara adil, ve eşit biçimde ulaşabilmeyi talep etmekteler, anayasa ise yalnızca devletin işleyişini değil, aynı zamanda bireyin devletle olan ilişkisini düzenleyen en temel somut bir belgedir. Ancak mevcut sistemde bu ilişkinin bozulduğu, vatandaşların hem sosyal hem de hukuki anlamda kendilerini yalnız hissettiği açıkça görülüyor. Denetimli serbestliklerin artması, suç oranlarının düşmemesi ve yargı süreçlerine dair kamuoyunda oluşan güvensizlik hissi, hukuk devletinin içinin boşaldığına dair zamanla güçlü bir algı yaratmıştır. Dolayısıyla sadece sistemsel bir reform değil, aynı zamanda hukuka olan güveni ye...

Dünyaya hükmedenler Mustafa Kemal Atatürk Ve Fatih Sultan Mehmet

Resim
İstanbul'un kaderi belli oluyor Yüzyıllarca istemediği bir imparatorluğun egemenliğinde kalan İstanbul, asırların Fatihi tarafından 1453 senesinde tam 21 yaşında bir lider tarafından tek seferde feth ediliyor. İstanbul sonsuza dek bizimdir diyen Roma, diğer adıyla Biz*ns imparatorluğunu çok büyük bir hezimete uğratan Fetihler Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han, 29 Mayıs 1453 Pazar günü kazandığı bu zaferden sonra şehir için çok kutsal bir yere sahip olan Ayasofya’da Jülyen takvime göre 3 gün sonra 1 Haziran gününde ilk olarak Cuma namazını bizzat kendileri kıldırıyor Ve şu sözleri söylüyor. “Ben Fetihler Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han, bu şehir artık katiyyen Türklerindir.”  Bu sözlerinden sonra yakın zamanda yapacağı ve çok öfkelendiği bir konuşmayı sizinle paylaşmak isterim. İstanbul Türkler Tarafından Feth Edilecek Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethinden sonra kenti gezerken, kapalı bir mekândan inilti duyar. Fatih, sesin sahibini oradan çıkartıp, yanına getirtir. '...

Cumhuriyet’in Kuruluşu ve ATATÜRK mucizesi

Resim
Mustafa Kemal Atatürk Ve Mucizesi: CUMHURİYET ADIMLARI Sonu gelmiş bir imparatorluğun yerini laik ve eşsiz bir Cumhuriyete bırakmasını konu edinen blogumuzu siz değerli okurlarımıza sunmaktan onur ve memnuniyet duyarız. 1918 yılında Birinci Dünya Savaşı’ndan dağılmanın eşiğine kadar gelmiş ve deyimyerinde bozguna uğramış Osmanlı İmparatorluğu’nun bıraktığı miras, ne yazık ki.. sadece çökmüş bir ekonomi ve dağıtılmış bir ordu ile sınırlı değil, aynı zamanda işgal edilmiş topraklar, parçalanma tehlikesi olan sınırlar ve umutsuzluğa düşmüş fakir ve en önemlisi de okuryazar oranı düşük olan cahil bir halk idi.. Cumhuriyet, işte bu en karanlık anda var olmanın imkansız göründüğü bir dönemde, kurumuş dalından filizlenen çiçek gibi doğarak köklerini bu vatanın topraklarına karıştırdı. Bu cennet memleketin kuruluşu daha sonraları tarih kitaplarında adını alacak olan "Millî Mücadele" (topyekûn direniş) ve ardından gelen devrimler serisine dayanacaktı. Ancak şunu iyi bilmeliyiz ki.. M...

SİYASİLERİN TUTARSIZLIĞI: HALKA KURULAN TUZAK

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilkler silsilesi yaşanıyor. Halkın oyları, halkın talebi olmadan, kişisel istekler ve doyumsuzluklar içerisinde karşı cephelere kaydırılıyor. Siz ne derseniz deyin, bunun adı Türkiye Yüzyılı değil; ihanet yüzyılı olarak tarihe geçecek. Halkın Görevi: Bilinçli ve Uyanık Olmak! Vatandaşın çıkarının gözetilmediği bir memlekette bir çıkar yol aramak pek kolay olmayabilir. Bu durumda hepimize düşen görevler var: Bilinçli ve uyanık olmak. Müsaadenizle yanılgıya düştüğümüz başlıca bir konuyu irdelemek istiyorum. Siyasilerin birçoğu yanılgıdan başka bir şey değildir. Bizim vatanını, milletini seven ve yarı yolda bırakmayacak devlet adamlarına itimadımız ve güvenimiz tamdır. Onların sayısı ise bir elin parmağını geçmiyor. Meclis’te Yaşanan Kopukluk Ve Koltuk Savaşları Bugün ülkemizin en önemli sorunu, karar alıcıların sorumluluk duygusundan uzak bir şekilde hareket etmeleridir. Milletin iradesini temsil etmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunanları...

Toryum Teknolojisi ve Ülkemizin Enerji Potansiyeli

Resim
Blogumuzda toryum teknolojisinin henüz keşfedilmemiş ya da üzerinde yeterince çalışılmamış olma durumunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Toryum yatakları açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğumuz bilgisi önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Ancak bu rezervi değerlendirmek için elimizde yeterli teknoloji ve bilimsel altyapının geliştirilmesi gerektiği de açıkça görülmektedir. Bu alanda geçmişte önemli çalışmalar yapmış olan bilim insanlarımız arasında, 30 Kasım 2007'de yaşanan Isparta uçak kazasında hayatını kaybeden Türk parçacık fizikçisi Prof. Dr. Engin Arık ve değerli akademisyenlerimiz de yer almaktadır. Bu teknolojinin doğru şekilde kullanılabilmesi için gerekli bilgiye sahip olan uzmanlar, toryumun Türkiye'yi bilim ve enerji alanında ileri taşıyabilecek stratejik bir kaynak olduğunun altını çizmişlerdir. Toryum Nedir, Ne İşe Yarar? İlk kez 1828 yılında keşfedilen bu element, adını İskandinav mitolojisindeki gök gürültüsü tanrısı Thor'dan almıştır. "Th...