Atatürk'ün Fransız Büyükelçiye Tarihi Ayarı: Askeri üniforma ile Türk kahvesi

Cumhuriyet henüz gençtir ama karşısındaki dünya eskidir. Alışkanlıkları, kibri ve eski düzenin devam ettiği böyle bir dönemde, Fransa’nın Türkiye üzerindeki hesapları hâlâ tam kapanmamıştır. Özellikle Hatay meselesi üzerinden, Ankara’nın nabzını yoklamak isteyen, şeytana pabucunu ters giydirecek tarzda planlar vardır. Bu yoklama öyle masum bir ziyaret değildir... Arka planında toprak talebi, en azından Türkiye’nin iradesini test etme niyeti vuku bulunur.

Bu niyetle, Fransız Büyükelçisi Atatürk'ün Yaverine Çankaya’ya gelmek istediğini bildirir. Görüşmenin tonu daha baştan beri bellidir. Büyükelçi, diplomatik nezaketten çok üstten bir özgüvenle hareket eder. 

Atatürk’ün sivil kıyafetle kabul edeceği, masada “ sadece konuşarak” bir şeyler koparılabileceği düşünülmektedir. Ziyaret başlar, sohbet oldukça ilerler; 
Fransız büyükelçi bir noktada kahve ister. Bu, diplomatik görüşmelerde sıradan bir istektir ama burada bir zaman kazanma, bir psikolojik üstünlük kurma hamlesi vardır.

Durumun ve isteklerin ne olacağı konusunda bilgi sahibi olan Atatürk, sakinliğini bozmaz. Büyükelçi ve kendisi için kahve'nin söylenmesini ister. Ardından o meşhur cümleyle odadan ayrılır:
“Kahve gelene kadar ben de gelirim.”

O an odada kimse bunun ne anlama geldiğini tam olarak kavrayamaz. Herkes Atatürk'ün kısa bir işi çıktığı düşüncesiyle odadan ayrıldığını düşünürken Atatürk, kısa bir süreliğine bu görüşmeden ayrılır. 

Ancak geri döndüğünde, masaya artık aynı kişi oturmaz. Karşılarında bu görüşmeyi yapan sivil bir Cumhurbaşkanı değil, Askerî üniformasıyla masaya oturan
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk vardır.

Bu bir öfke gösterisi değildir. Bu, son derece bilinçli ve düşmana verilen sert bir mesajdır:

“Eğer konu diplomasi ise, burada devlet adamı oturur.

Ama konu topraksa, karşınızda Asker bulursunuz.”

Atatürk’ün üniformayla odaya girişiyle birlikte görüşmenin havası değişir. Az önce rahatça konuşulan meseleler artık cümle kurulamayan başlıklara dönüşür. 
Çünkü bu üniforma, yalnızca bir kıyafet değildir; Çanakkale’yi, Sakarya’yı, Dumlupınar’ı hatırlatır. O üniforma, bu toprakların nasıl savunulduğunu ve gerektiğinde yine nasıl savunulacağını yüksek bir sesle anlatmaktadır.

Atatürk, bu duruşla şunu açıkça hissettirir:

“Türkiye’den toprak istemek, diplomatik bir talep değil, savaş sebebidir.”
Görüşme kısa sürede bambaşka bir yöne evrilir. Talepler unutulur, cümleler dikkatle seçilir. Bir süre sonra bu konu tamamen kapanır. 

Kahve gelir, ama artık sohbetin tadı kalmamıştır. Alınması gereken mesaj fazlasıyla alınmıştır...

       Görsel/hazırlayan: Atatürkçü Medya


Yorumlar

  1. SEN NE BÜYÜK ASKERSİN NE BÜYÜK DEVLET ADAMISIN VE EN BÜYÜK TÜRK SENSİN ATAM,SENİNLE GURUR DUYUYORUM İYKİ BENİM ATAMSIN
    https://ataturkcumedyaa.blogspot.com/2026/01/ataturkun-fransz-buyukelciye-tarihi.html

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En çok okunanlar

Cumhuriyet’in Kuruluşu ve ATATÜRK mucizesi

"Paşam… Sizin gençliğiniz çok yakışıklıymış derlerdi. Şimdi pek öyle görünmüyorsunuz…"

Hayvan Haklarına Uyuluyor Mu?